2019 Beslenme Trendleri

Kategori: YAZILAR | 0

 Yıllar içerisinde yaşam tarzımızdaki değişikliklerle birlikte beslenme şekillerimizde de köklü değişimler meydana geldi. Yoğun iş hayatı, hava kirliliği, stress beslenmemizi etkilerken dijital dünya ve sosyal medya da yeni beslenme trendlerini karşımıza çıkarıyor. Her ne kadar her yıl yeni trendlerle karşılaşsakta en doğrusu kişinin yaşamına uygun sürdürülebilir beslenme şeklini uygulaması.

 

İntermitting Fasting

Şu anda dünyanın en popüler sağlık ve fitness trendlerinden biridir. İnsanlar kilo vermek, sağlığını geliştirmek ve yaşam tarzlarını kolaylaştırmak için bu trende yöneliyorlar. Yeme dönemleri arasında geçiş yapan bir yeme modelidir.Tüketilenlerin içeriğinden çok, tüketilenlerin zamanına odaklanır. Bu nedenle geleneksel olarak, bir diyet değil bir beslenme şekli olarak tarif edilir. Bu yöntem günde 16 saatlik açlık/8 saat yemek yeme ya da haftada 2 kez 24 saatlik açlık üzerine geliştirilmiştir.

Ancak aralıklı açlığın başarısının ana nedeninin daha az kalori almanızdan kaynaklandığın unutmayın.Eğer yemek süreçlerinizde fazla tüketimde bulunursanız başarısız bir sonuçla karşılaşabilirsiniz. Yine de intermitting fasting üzerinde daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

 

Glutensiz Beslenme

Son yıllarda gluteni hayatımızdan çıkarır olduk bu durum 2019’da da devam edecek gibi duruyor. Gluten buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi besinlerde bulunuyor. Aslında glutensiz beslenme çölyak tanısı konmuş kişilerin uygulaması gereken bir beslenme programı ancak bazı kişilerde ise glutene karşı hassasiyet karın ağrısı, ishal, bağ ağrısı vb gibi sorunlara yol açabiliyor. Çölyak tanısı konmuş kişilerin hayatlarından gluten içeren besinleri tamamen çıkartması gerekiyor. Ancak gluten hassasiyeti olan kişilerin bir süre bu besinleri hayatlarından çıkartıp deneyerek yeniden beslenmelerine eklemeleri en sağlıklı olanı. Eğer sadece kilo vermek amaçlı gluteni hayatınızdan çıkarıyorsanız bağırsaklarınıza kötülük yapmış oluyorsunuz. Çünkü çalışmalar gluten hassasiyeti olmayan kişilerde glutensiz beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor.

 

Ketojenik Diyet

İlk olarak 1920’li yıllarda epilepsi tedavisi için kullanılan ketojenik diyet şimdilerde kilo vermek için kullanılıyor. Yüksek yağ, orta derece protein ve düşük karbonhidrat temeline bağlı olan bu diyette yağlar karbonhidratların yerini alıyor. Normalde ketosisten korunmanız için en az 130 gr karbonhidrat gerekirken ketojenik diyette en fazla 50 gr karbonhidrat alınabiliyor. Vücutta yağlar keton cisimciklerine dönüşerek ketozis durumuna, uzun süre uygulandığında da ketoasidoza neden oluyor. Uzun süre yüksek yağ ve protein içeren diyetler zamanla kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları ve kemik sağlığı için risk oluşturabilir.

 

Vegan ve Vejetaryen Beslenme

Ülkemizde son yıllarda vejetaryen beslenme şekli giderek artıyor.  Vegan ve vejetaryen beslenme de birbirinden farklı. Vejetaryen beslenmede et-tavuk ve balık tüketmezken süt, yoğurt, yumurta gibi besinleri tüketiyor, Vegan beslenme şeklinde ise hiçbir hayvansal kaynaklı ürün tüketilmiyor. Her iki beslenme şeklinde de protein kaynağı olarak kurubaklagiller ön planda, bunun dışında meyve, sebze, karbonhidratlar hakim. Hayvansal kaynaklı besin grupları eksik alındığından vitamin-mineral değerlerinde eksiklikler söz konusu olabilir bu nedenle sık sık kan tahlili yaptırmakta yarar var.

 

Her yıl beslenme trendleri değişiyor. Ancak en doğru beslenme şekli sebze, meyve, kurubaklagiller, süt ve ürünleri, et, tavuk ve balık, yağlı tohumlar, karbonhidratların dengeli bir şekilde tüketildiği ‘Akdeniz Tipi Beslenme’ şekli. Ancak tabi ki seçimlerimiz ve hayat şeklimiz bizi farklı beslenme tiplerine yönlendirebilir. Burada önemli olan eğer yukarıda anlattığım diyetleri uygulayacaksanız sadece kilo vermek için değil, size uygun olduğu ve kendinizi iyi hissettiğiniz için uygulayın.

Beslenme şekli kişinin parmak izi gibidir ve herkesin farklıdır.

Şimdiden herkese mutlu bir 2019 yılı diliyorum.

Uzman Diyetisyen

Sernaz Çakır Ercil